İnsanlık tarihi, başkalarının acısı ve kaybı üzerinden kurulan tuhaf ticaret şekilleriyle doludur. Fakat 19. yüzyılın ortalarında Avrupa'da, Viktorya dönemi İngiltere'sinde diş sağlığı ve estetiği konusunda olanlar tarihin en az bilinen karaborsalarından biridir.
O yıllarda şeker tüketiminin artmasıyla birlikte diş çürükleri hızla yayılmış, soylular için kusursuz, beyaz bir gülümseme en büyük statü sembolü haline gelmişti. Kendi dişini kaybeden birinin takma diş taktırabilmesi için tek çare, sağlıklı başka bir insandan o dişin sökülmesiydi. Başlangıçta bu dişler yoksul insanlardan ya da mahkumlardan cüzi miktarlarda satın alınıyordu. Ancak talep o kadar büyüdü ki, bu "arz talep" dengesi kısa sürede kontrolden çıktı.
Talep artmasıyla birlikte tarihin en acayip tedarik zinciri devreye girdi: Savaş meydanları. 1815 yılındaki Waterloo Savaşı'ndan sonra, avcılar ve dişçiler caddeleri ve tarlaları mesken tuttu. Savaş bittikten hemen sonra mezarlıklara ve tarlalara akın eden yağmacılar, ölü askerlerin ağızlarındaki sağlam dişleri pense ve kerpetenlerle sökmeye başladılar. "Waterloo dişleri" adı verilen bu ganimetler, temizlenip sınıflandırılarak Londra ve Paris'teki diş laboratuvarlarına büyük kasalarla gönderiliyordu.
Soyluların ağzında parlayan diş protezlerinin, aslında cephede can vermis genç bir askerin acı dolu hatırası olabileceğini o dönemde kimse düşünmek istemiyordu. Hatta bu durum o kadar kanıksanmıştı ki, gazete ilanlarında doğrudan "taze savaş alanı dişleri gelmiştir" diye reklamlar yapıldığı bile biliniyor.
Tarih, estetik kaygılar ve zenginlik hırsı bir araya geldiğinde insanın ne kadar ileri gidebileceğinin tuhaf örnekleriyle dolu.

Yorumlar
Yorum Gönder