Arjantin'in Patagonya bozkırlarının ortasında, derin bir kanyonun duvarlarında zaman binlerce yıldır aynı yerde durur. Río Pinturas nehrinin oyduğu ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan bu kayalıklar, insan zihninin bıraktığı en zarif ve en inatçı izlere sahiptir: Cueva de las Manos, yani Eller Mağarası.
Mağaranın kayalık yüzeylerindeki manzara insanı doğrudan tarih öncesine götürür. Kırmızı, oker sarısı, siyah ve beyaz tonlarıyla boya püskürtülmüş yüzlerce insan eli... Çoğu sol eldir; çünkü boyayı kemikten yapılma borularla sağ elleriyle duvara üflemişler, sol ellerini taşa mühürlemişlerdir. Bunlar, "Ben buradaydım, nefes aldım, korktum, hayran kaldım ve var oldum" demenin en masum, en ilkel halidir.
Kanyonun duvarlarındaki bu izler sadece ellerle de sınırlı kalmaz. Binlerce yıl boyunca orada yaşayan avcı-toplayıcı topluluklar; guanako sürülerini, av sahnelerini ve geometrik motifleri de kayalara işlemiştir. O boyalar, rüzgârın ve güneşin asırlardır süren aşındırma çabasına rağmen hâlâ nasıl canlı kalabildiyse, insanın anlam arayışı da o kaya gövdesinde öylece asılı durur.
MÖ 9. binyıldan başlayarak binlerce yıl boyunca nesilden nesile aktarılan bu el izleri, insanın evrendeki yalnızlığına karşı bulduğu en eski ortak dildir. Bin yıllar öncesinden uzanan bir el, bugünün gürültüsünde kaybolan ruhumuza dokunmaya devam eder.

Yorumlar
Yorum Gönder