Yucatan Yarımadası’nın derinliklerindeki tropikal ormanların ortasında yükselen ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Chichen Itza, Maya uygarlığının gökyüzüyle ve evrenle kurduğu kusursuz bağın taşa yontulmuş halidir. 2007 yılında ilan edilen "Dünyanın Yeni Yedi Harikası"ndan biri olan bu antik kent, Maya dilinde "Itza suyunun ağzında" anlamına gelir; adını, bölgenin can damarı olan ve kutsal kabul edilen doğal su obruklarından (cenotelerden) almıştır.
Tarihine bakıldığında, kökleri Klasik Maya dönemine, yaklaşık MS 600'lere uzanan kent; MS 9. ve 11. yüzyıllar arasında altın çağını yaşamış, Maya ve Toltek kültürlerinin muazzam bir sentezine ev sahipliği yapmıştır. Bir yerleşim yerinin çok ötesinde, devasa bir takvim, bir astronomi laboratuvarı ve tanrılara adanmış kutsal bir merkezdi burası.
Kentin kalbinde tüm ihtişamıyla yükselen El Castillo, tüylü yılan tanrı Kukulkan'a adanan bu görkemli piramit, Mayaların mimari ve matematik dehasının yaşayan kanıtıdır. Buranın bir "yılan tapınağı" olarak anılmasının sebebi şudur: Piramidin her bir cephesinde bulunan doksan bir basamak, dört taraftaki toplam basamak sayısı ve tepe platformuyla birlikte tam üç yüz altmış beş güne, yani güneş yılının gün sayısına karşılık gelir. Yapıyı asıl büyüleyici kılan, her yıl ilkbahar ve sonbahar ekinokslarında gerçekleşen harikadır; güneş batarken piramidin kuzey merdivenlerinin gölgesinde kıvrılarak aşağı inen dev bir yılan sureti belirir. Mayaların rüzgarı, yağmuru ve bereketi simgeleyen tüylü yılan tanrısı Kukulkan, sanki o gün gökten yeryüzüne inmektedir. Tabanındaki taş yılan başı figürleriyle tamamlanan bu yapı, tanrının halkıyla buluştuğu kutsal bir yer olarak kabul edilirdi.
Yüzyıllar boyunca ormanın derinliklerinde saklanan Chichen Itza, bugün sadece kayıp bir uygarlığın anıtı değil; zamanı okuyan, yıldızların dilini çözen ve taşa ruh üfleyen insan zekâsının zamansız bir masalıdır.

Yorumlar
Yorum Gönder