Ana içeriğe atla

Hadi Canım, Bu Gerçek Olamaz! — 1: Sesin ve Pusulanın Suspus Olduğu Yer

 




Meksika’nın Mapimi Çölü'nde yer alan Mapimi Sessiz Bölgesi, adeta dünyadaki Bermuda Şeytan Üçgeni gibidir. Buraya adım attığınızda radyo dalgaları aniden kesilir, pusulalar şaşırır ve yönü göstermeyi reddeder. Bilimsel açıklamalar, bölgenin geçmişte uzaydan gelen gök taşı yağmurlarına maruz kalmasıyla ve yer altındaki yüksek manyetik demir mineralleriyle ilişkilendirilse de, insan burada kendini dış dünya ile tüm bağı kopmuş gibi hisseder. Doğa sanki kendi sesini bile yutuyormuşçasına derin bir sessizliğe bürünür.

Burayı Gerçekten Bu Kadar Tuhaf Yapan Ne?

Radyo Dalgalarının ve Uyduların Ölümü: Bölgede AM/FM radyo frekansları ve cep telefonu sinyalleri bir anda sıfırlanır. Uydular bile bu bölgenin üzerinden geçerken veri aktarımında garip kesintiler yaşar.

Kazara Düşen ABD Füzesi: 1970 yılında ABD ordusunun Utah'tan fırlattığı Athena test füzesi, rotasından saparak doğrudan bu sessizlik bölgesine çakılmıştır. Arama kurtarma ekipleri enkazı bulmak için bölgeye gittiğinde, radyo sinyallerinin tamamen kesilmesi yüzünden büyük bir kabus yaşamış, füzenin kalıntılarına günlerce ulaşamamıştır.

Devasa ve Mutasyona Uğramış Bitki Örtüsü: Bölgedeki kaktüsler ve bazı çalı türleri, dünyanın diğer yerlerindeki türdeşlerine göre çok daha büyük, morumsu renk tonlarına sahip ve alışılmadık formlarda büyür. Bunun yüksek radyasyon kalıntıları veya manyetik alanın bitki DNA'sı üzerindeki etkisinden kaynaklandığı düşünülmektedir.

Dünya, bazen bize kuralların o kadar da katı olmadığını, gizli saklı küçük "hata kodları" olduğunu hatırlatmayı sever.


( Dünyanın fizik kurallarına meydan okuyan tuhaflıklarını incelediğimiz serinin ilk bölümüdür.)

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tanrılara Uzanan Merdiven: Nasıl Oldu da Farklı Kıtalarda Aynı Piramitleri İnşa Ettiler?

  Kıtalar arasında koca okyanuslar dururken, birbirlerinden habersiz medeniyetlerin kilometrelerce ötede aynı mimari dilde buluşması tarihin en kafa kurcalayan hikayelerinden biri. Mısır'ın kumlarında yükselen sivri taş bloklar, Mezopotamya'nın basamaklı zigguratları (Antik Mezopotamya'da yapay bir dağ gibi yükselen basamaklı tapınaklar) , Peru'nun kerpiç devleri ya da Orta Amerika'nın orman sakini Maya tapınakları... Uzaktan bakınca hepsi aynı silüeti paylaşıyor: Piramit. Peki bu insanlar birbirlerini hiç görmeden, bilmeden neden aynı şeyi yapmak istedi? Hayatında düz ovada yaşayan bir insan durup dururken neden evinin ortasına devasa bir üçgen dağ dikme hayali kursun ki zaten? İşte hikaye tam da burada düğümleniyor. İstek Vardı: Doğanın O Heybetli Formunu Taklit Etmek İnsanlar   uçsuz bucaksız bir ovada yaşıyor ama ufukta o ulaşılamaz, tepesi bulutlara değen devasa kayalıkları ve dağları görüyordu. Antik çağ insanı için yüksekler her zaman bir güç alanıydı; yağmur...

Bir Kütüphane Nasıl Ölür?Bölüm 3: Timbuktu (Mali)

  İskenderiye bilginin "depolandığı", Nalanda ise "yaşadığı" bir yerdi; Timbuktu ise bilginin "gizlendiği" bir kale oldu. Çölün ortasında, ticaret yollarının kesiştiği bu vaha, sadece altının değil, mürekkebin de kıymet gördüğü bir medeniyetin merkeziydi. Timbuktu’da kütüphaneler sadece devletin veya kurumların değil, ailelerin kendi evlerinde kuşaktan kuşağa koruduğu mahrem bir hazineydi. Ancak Timbuktu’nun ölümü, başka hiçbir kütüphaneye benzemeyen, "saklanarak yaşatılan" bir direnişin hikâyesidir. Timbuktu’da kitap, kamusal bir meta olmaktan ziyade, ailelerin kimliğiyle bütünleşmiş kutsal bir emanetti. Bu kütüphaneler, bir toplumun nasıl okuduğunun, neyi önemsediğinin ve hangi inançla yaşadığının yansımasıydı. Bilgi burada binaya hapsedilmedi; evin tavan aralarına, sandıkların diplerine ve çölün derinliklerine, kumların altına gömülerek korundu. Timbuktu, bilginin fiziksel varlığı tehdit altına girdiğinde, onu bir "sır" gibi saklayan...

Sisyphos'un Kayası: Modern Çalışma Hayatının Absürt Döngüsü

    Sisyphos, Korinthos’un kurucusu ve ilk kralıydı. Onu mitolojide ölümsüz kılan şey ise otoriteye ve düzenin kendisine karşı geliştirdiği cüretkâr tavırdı. Önce ölüm tanrısı Thanatos'u kurnazlığıyla alt edip odasına kapattı ve zincire vurdu. Thanatos tutsak kaldığı sürece yeryüzünde hiç kimse ölmedi; savaşlar durdu, yaşlılar ve hastalar ölemez hale geldi. Tanrıların düzeni altüst olunca Savaş Tanrısı Ares müdahale etmek zorunda kaldı ve Thanatos’u kurtararak Sisyphos’u yeraltı dünyasına sürükledi. Ancak Sisyphos yeraltına inerken karısına tembih etmişti: Sakın arkamdan cenaze töreni yapma. Hades'in huzuruna çıktığında sızlandı: Karım bana öyle bir saygısızlık yaptı ki gömülmeme bile izin vermedi. Dünyaya dönüp ona ceza vermeme izin verin, hemen döneceğim. Yaşayanların dünyasına ayak basar basmaz yeraltına dönmeyi reddetti ve yıllarca kaçarak yaşadı. Tanrılar nihayet onu yakalayıp yeraltına kalıcı olarak götürdüklerinde, ona sıradan bir ceza vermediler. Sisyphos’un suçu sad...