Soğuk Savaş dönemi dendiğinde akla ilk gelenler nükleer füzeler, Berlin Duvarı, diplomatik krizler ve istihbarat teşkilatlarının kapalı kapılar ardındaki stratejileridir. Ancak arşivlerin gizliliği kalktıkça anlaşıldı ki, dönemin istihbarat birimleri (özellikle CIA) sadece insan kaynaklarıyla veya klasik teknolojiyle sınırlı kalmamıştı. Dönemin teknolojik imkânları henüz bugünkü gibi değilken, teşkilatın mühendisleri çözümü doğanın en beklenmedik canlılarında aramıştı: Hayvanlarda.
1960’lı ve 70’li yıllarda CIA, adeta gizli bir "casus hayvanat bahçesi" kurarak kedilerden güvercinlere, yunuslardan göçmen kuşlara kadar pek çok canlıyı istihbarat toplama amacıyla kullanmaya çalıştı. İşte tarihin en tuhaf ve bir o kadar başarısızlıkla sonuçlanan operasyonları:
1. Akustik Kedi (Acoustic Kitty)
1960'larda CIA’in Bilim ve Teknoloji Müdürlüğü, Sovyet diplomatların görüşmelerini dinlemek için geleneksel yöntemlerin ötesine geçmek istedi. İnsan ajanları hedef bölgeye sokmanın riskleri ve dönemin mikrofonlarının büyüklüğü yeni bir arayışa yol açtı. Mühendisler, kimsenin şüphelenmeyeceği ve her ortama girebilecek mükemmel bir "dinleyici" bulduklarını düşündüler: Kediler.
Proje, tam anlamıyla karmaşık bir cerrahi operasyon gerektiriyordu. Kedinin kulak kanalına çok küçük bir mikrofon, kafatasına bir radyo vericisi, karnındaki derinin altına ise ince bir anten yerleştirildi. Hayvan, yürüyen bir dinleme cihazına dönüştürüldü.
Yıllar süren hazırlık ve milyonlarca dolarlık harcamanın ardından ilk saha testi gerçekleştirildi. Kedi, Washington’daki Sovyet Büyükelçiliği yakınlarında bir parkta, hedefteki diplomatların yanına bırakıldı. Ancak hayvan eğitime tabi tutulamayacağı için kısa sürede dikkati dağıldı, acıktı ve sokağın ortasına doğru yöneldi. Daha parktan çıkamadan bir taksinin altında kalarak öldü. Projenin resmi raporuna düşülen not oldukça netti: Teknik olarak başardık, ancak kedileri kontrol etmek imkânsızdı.
2. Operasyon Tacana (Güvercin Casusları)
Kedilerden beklenen verim alınamayınca, CIA gözünü gökyüzüne çevirdi. 1960'larda başlatılan bu projede amaç, Sovyetler Birliği’nin gizli askeri tesislerinin ve füze üslerinin üzerinden uçacak güvercinlerin göğsüne yerleştirilen minyatür otomatik kameralarla fotoğraf çekmekti.
Kuşların uçuş rotaları özel eğitim yöntemleriyle ve bazen mikro elektrotlar aracılığıyla yönlendirilmeye çalışıldı. Test aşamalarında bazı şaşırtıcı derecede net casus fotoğrafları elde edilse de, proje sahada doğanın engellerine takıldı. Hava koşulları, rüzgâr, yırtıcı kuşlar ve güvercinlerin doğasına müdahale etmenin imkânsızlığı nedeniyle bu çalışma da rafa kaldırıldı.
3. Denizlerin Gizli Ajanları: Askeri Yunuslar
Bu listedeki istisnai ve pratikte sonuç veren tek girişim ABD Donanması’nın yürüttüğü Deniz Memelileri Programı oldu. Yunuslar ve bazı balina türleri; su altındaki mayınları tespit etmek, düşman dalgıçlarını etkisiz hale getirmek ve kritik limanlara gizli dinleme cihazları yerleştirmek üzere eğtildi.
Yunusların yüksek bilişsel kapasitesi ve eğitime yatkınlığı sayesinde bu program uzun yıllar boyunca operasyonel olarak kullanıldı ve başarı sağladı.
4. Göçmen Kuşlar ve Mekanik Böcekler
Arayış bununla da sınırlı kalmadı. 1970'lerde leylekler ve büyük yırtıcı kuşlar üzerine yerleştirilen mini vericilerle Sovyet sınırlarından geçişler sırasında sinyal toplanması denendi. Ancak kuşların göç rotalarının öngörülemezliği ve pillerin çabuk bitmesi projeyi engelledi.
Benzer bir dönemde tamamen mekanik bir yaklaşımla, yusufçuk boyutunda uzaktan kumandalı mini "böcek dronlar" (Insectothopter) üretilmeye çalışıldı. O dönemin teknolojisiyle bu mekanizmaları özellikle açık alandaki rüzgârlı havalarda uçurmak mümkün olamadı.
Soğuk Savaş’ın yarattığı baskı ve teknolojik sınırlılıklar, insan zihnini doğanın kurallarını zorlamaya yöneltmişti. Hayvanları birer ajana dönüştürme çabaları başarısızlıkla sonuçlansa da, bu projeler istihbarat tarihinin en ilginç ve absürt sayfaları olarak kayıtlara geçti.

Yorumlar
Yorum Gönder