Dışarıda rüzgar,yağmur içeride mis gibi kokan bir fincan kahve, kalın yün çoraplar ve loş bir lamba ışığı... Danimarka'nın o efsanevi kelimesi Hygge, ilk bakışta sadece bir dekorasyon akımı ya da kış masalı gibi görünür. Oysa bu kelimenin kökenine indiğimizde karşımıza çıkan şey, modern dünyanın gürültüsünden kaçıp kendi içimize sığındığımız bir felsefedir.
Aslında kelime köken olarak Norveççe "iyilik, refah ve rahatlık" anlamına gelen hugga fiilinden besleniyor. İngilizceye "hug" (sarılmak) kelimesiyle de akraba. Yani hygge, kelime anlamıyla bile insana sarılan, onu kollayan bir şefkat barındırıyor.
Günümüzde insanlar, sürekli bir koşturmaca içinde. Daha çok üretmek, daha hızlı yetişmek, daha görünür olmak zorunda hissettiğimiz bir çağdayız. Hygge tam da bu noktada sessiz bir isyan bayrağı açıyor. Size "dur" diyor; "sadece şu ana odaklan."
Bu felsefe büyük bütçeler veya kusursuz estetikler istemiyor. Aksine, sadeliğin içindeki o ham samimiyeti ortaya çıkarıyor. Eski ahşap bir masanın dokusu, mum ışığının duvarda yarattığı o yumuşak gölgeler, sevdiğin bir kitap ve yavaşça demlenen kahvenin kokusu... Bunların hepsi, dış dünyanın acımasızlığını,zorlayıcılığını yumuşatan birer kalkan adeta.
Hygge'yi sadece "eşyalarla kurulan bir konfor" sanmak büyük haksızlık olur. Asıl hygge, zihinsel bir yavaşlama hali. Anda kalabilme sanatı. Bir akşamüstü kedinin mırıltısını dinlerken ya da yağmurun camdaki hareketini izlerken zihnin başka bir yere gitmemesi, sadece o saniyede var olması.
Belki de bu yüzden Danimarkalılar dünyanın en mutlu insanları arasında gösteriliyor. Çünkü onlar mutluluğu büyük hedeflerde veya ulaşılamaz zirvelerde değil, küçük anların içinde saklı duran o sıcak detaylarda bulmayı başarıyorlar.
Hygge, coğrafi bir konumdan ziyade bir ruh hali. İster Kuzey Avrupa'nın sisli kasabalarında olun, ister Akdeniz'in taş evlerinde... İçeride kendinize ait o sakin alanı yarattığınızda, hygge orada, tam orta yerdedir.
Çünkü eninde sonunda hepimizin aradığı şey aynı: Hiçbir şey kanıtlamak zorunda kalmadığımız, sadece "olduğumuz gibi" var olabildiğimiz, sıcacık bir yuva hissi.

Yorumlar
Yorum Gönder