Bazı nesneler vardır; üzerlerindeki yazılar bir şeyi anlatmak için değil, sanki kelimelerin kendisini aramak için kağıda dökülmüştür. Voynich El Yazması, Yale Üniversitesi'nin Beinecke Nadir Kitaplar ve El Yazmaları Kütüphanesi'nde saklanan muazzam ve inatçı bir muammadır. Yaklaşık 15x22 santimetre boyutlarında, orta boy bir defter kalınlığını aşmayan o 240 sayfalık parşömen yığını, dünyada daha önce hiçbir lisanın kaydetmediği şekillerle doludur.
Buradaki en büyük gariplik şudur: Sayfaları çevirdiğinizde karşınızda akıp giden satırlar, paragraflar ve dizeler görürsünüz; yani dışarıdan bakıldığında kusursuz bir kitap durmaktadır. Lakin kelimeler o kitaba ait değildir. Ne bir dilbilimcinin aşina olduğu kökler ne de harflerin atası olan alfabeler bu sayfalarda karşılık bulur. Karşımızda duran şey tam anlamıyla cümlelere anlam arayan bir kitaptır. Kitap, sanki kendi dilini dışarıda bırakmış, okuyucusuna yalnızca şekillerin gölgesini ve bitkilerin hayaletini bırakmıştır.
15.yüzyılın başlarında, muhtemelen Orta Avrupa’da hazırlandığı karbon testleriyle biliniyor olsa da, onu kimin yazdığı hâlâ meçhuldür. Sayfaları süsleyen o garip bitki çizimleri hiçbir botanik ansiklopedisine uymaz; insan figürlerinin eşlik ettiği tuhaf şemalar hiçbir tıp tarihine sığmaz. Yüzyıllar boyunca kriptograflar, hatta İkinci Dünya Savaşı’nın en keskin kod çözücüleri Beinecke Kütüphanesi'nin korumasındaki bu satırların önüne oturmuş, hepsi de o cümlelerin arkasındaki boşlukta kaybolmuştur.
Bazen dünya, bize okumamız için değil; sadece kelimelerin bile sahibini bulamadığı o büyük sırrı seyretmemiz için böyle defterler bırakır.

Yorumlar
Yorum Gönder