Günümüzden yaklaşık 1.500 yıl önce (bazı iddialara göre ise çok daha eski bir dönemde) Tiwanaku kültürü tarafından inşa edildiği düşünülen bu antik alan, klasik bir "eski medeniyet kalıntısı" değildir. Burayı dünya üzerindeki diğer tüm antik kentlerden ayıran şey; taşların modern makineyle kesilmişçesine kusursuz olmasıdır.
Puma Punku’daki taşlar sıradan kireçtaşı veya kumtaşı değildir; doğadaki en sert kayalardan biri olan Andezit ve Kırmızı Kumtaşı bloklarından oluşur. En ağırı 130 tonu bulan bu devasa bloklar, sadece taşınmakla kalmamış, aynı zamanda akıl almaz bir hassasiyetle işlenmiştir:
Taşların köşeleri ve iç kısımları o kadar düzgün dik açılarla (90 derece) kesilmiştir ki, günümüz mühendisleri bile el aletleriyle bu keskinliğe ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu söyler. Yüzeyler adeta cilalanmış gibi pürüzsüzdür.
Taşların üzerinde, tıpkı modern bir marangozun mobilya yaparken kullandığı gibi birbirine tam oturan "H" şeklinde yuvalar, kanallar ve kilit mekanizmaları açılmıştır. Hiç harç kullanılmadan, taşlar adeta devasa ve kusursuz bir Lego seti gibi birbirine kilitlenmiştir. Üstelik bazı blokları birbirine bağlamak için eritilmiş metal döküldüğü tespit edilmiştir.
Tekerleksiz, Yazısız ve Ağaçsız Bir Coğrafyada Nasıl Yapıldı?
Taşların köşeleri ve iç kısımları o kadar düzgün dik açılarla (90 derece) kesilmiştir ki, günümüz mühendisleri bile el aletleriyle bu keskinliğe ulaşmanın neredeyse imkansız olduğunu söyler. Yüzeyler adeta cilalanmış gibi pürüzsüzdür.
Taşların üzerinde, tıpkı modern bir marangozun mobilya yaparken kullandığı gibi birbirine tam oturan "H" şeklinde yuvalar, kanallar ve kilit mekanizmaları açılmıştır. Hiç harç kullanılmadan, taşlar adeta devasa ve kusursuz bir Lego seti gibi birbirine kilitlenmiştir. Üstelik bazı blokları birbirine bağlamak için eritilmiş metal döküldüğü tespit edilmiştir.
Tekerleksiz, Yazısız ve Ağaçsız Bir Coğrafyada Nasıl Yapıldı?
Arkeolojik kayıtlara göre Tiwanaku kültürünün tekerleği, yazısı veya demir aletleri yoktu. Üstelik bu blokların çıkarıldığı taş ocakları kilometrelerce uzaktaydı ve bölge, ağaç yetişmeyen yüksek bir platoydu.
İnkalar bölgeye geldiklerinde Puma Punku zaten terk edilmiş ve yıkılmış durumdaydı. İnkalar, buranın insanların değil, dünyayı yaratan tanrı Viracocha’nın eseri olduğuna inandılar.
Puma Punku’nun nasıl yapıldığı, o dönemki taş ustalarının hangi aletleri kullandığı (veya o aletlerin nereye kaybolduğu) sorusu bugün bile bilim dünyasında net bir cevaba kavuşabilmiş değil.
Puma Punku’nun nasıl yapıldığı, o dönemki taş ustalarının hangi aletleri kullandığı (veya o aletlerin nereye kaybolduğu) sorusu bugün bile bilim dünyasında net bir cevaba kavuşabilmiş değil.

Yorumlar
Yorum Gönder